| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | break through f. | yarıp geçmek | ||
|
The protestors broke through the barricades in front of the presidential palace. Protestocular başkanlık sarayının önündeki barikatları yarıp geçtiler. More Sentences |
||||
| Genel | break through f. | zorla geçmek | ||
|
They attempted to break through the enemy line. Düşman hattını zorla geçmeye kalkıştılar. More Sentences |
||||
| Genel | break through f. | çıkmak | ||
|
The submarine had to break through a thin sheet of ice to surface. Denizaltı yüzeye çıkmak için ince bir buz tabakasını kırmak zorunda kaldı. More Sentences |
||||
| Genel | break through f. | görünmek | ||
|
The sun broke through the clouds. Güneş, bulutların arasından göründü. More Sentences |
||||
| Genel | break through f. | doğmak | ||
| Genel | break through f. | atılım yapmak | ||
| Genel | break through f. | sökmek | ||
| Genel | break through f. | ilerleme kaydetmek | ||
| Genel | break through f. | zorluğu geçmek | ||
| Genel | break through f. | engeli geçmek | ||
| Genel | break through f. | üstesinden gelmek | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | break through f. | düşman hatlarını geçmek | ||
| Öbek Fiiller | break through f. | buzu kırıp geçmek | ||
| Öbek Fiiller | break through f. | hiçe saymak | ||
| Öbek Fiiller | break through f. | önemsememek | ||
| Öbek Fiiller | break through f. | saygısızlık etmek | ||
| Öbek Fiiller | break through f. | hattı kırıp geçmek | ||
| Öbek Fiiller | break through f. | anlamak | ||
| Öbek Fiiller | break through f. | aydınlanma yaşamak | ||
| Öbek Fiiller | break through f. | farkına varmak | ||
| Öbek Fiiller | break through f. | idrak etmek | ||
| Öbek Fiiller | break through f. | defansı delmek | ||
| Öbek Fiiller | break through f. | defansı yarmak | ||
| Spor | ||||
| Spor | break through f. | defansı kırmak | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Öbek Fiiller | ||
| Öbek Fiiller | break through something f. | bir şeyi delip/kırıp geçmek |
| Öbek Fiiller | break through (to someone or something) f. | hattı kırıp geçerek (birine/bir şeye) ulaşmak |
| Öbek Fiiller | break through (to someone or something) f. | delip geçip (birine/bir şeye) ulaşmak |
| Öbek Fiiller | break through (to someone or something) f. | bir şeyi kırıp (birine/bir şeye) ulaşmak |
| Öbek Fiiller | break through (to someone or something) f. | yarıp geçerek (birine/bir şeye) ulaşmak |
| Öbek Fiiller | break through (to someone or something) f. | engeli aşıp (birine/bir şeye) ulaşmak |
| Teknik | ||
| Teknik | break-through i. | delik |
| Teknik | break-through i. | yırtılma |
| Teknik | break-through i. | yarılma |
| Havacılık | ||
| Havacılık | break through the sound barrier f. | ses duvarını aşmak |